KENDİSİNE AİT OLMAYAN TAŞINMAZ ÜZERİNE YAPILAR İNŞA EDEN KİŞİNİN KÖTÜNİYETİ-ASGARİ LEVAZIM BEDELİ

KENDİSİNE AİT OLMAYAN TAŞINMAZ ÜZERİNE YAPILAR İNŞA EDEN KİŞİNİN KÖTÜNİYETİ-ASGARİ LEVAZIM BEDELİ

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2016/13251

K. 2018/1413

T. 21.2.2018

DAVA : Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; tapuda Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan ve Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından ... Üniversitesi ... Meslek Yüksek Okuluna tarımsal araştırma ve uygulama sahası olarak kullanılmak üzere tahsis edilen 275 ada 33 ve 34 parsel sayılı taşınmazda bulunan eğitim ve uygulama çiftliğinde görevli olduğunu, davaya konu taşınmaz üzerinde 1999 yılından itibaren ekim, dikim yapmaya başladığını, kira bedellerini ödediğini, iki adet kuyu açtırdığını, arazi üzerine bir adet ahır ve 100m2 lik ev yaptığını, arazinin etrafına 382 adet ceviz ağacı ve 150 adet iğde ağacı diktiğini, halen arazide buğday ve arpa ekili olduğunu, ... Valiliği tarafından aleyhine ecrimisil ihbarnameleri gönderildiğini belirterek, TMK 994.m.gereği davaya konu taşınmazlara yapmış olduğu faydalı ve zorunlu masrafların bedeli olarak 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, davacının yaptığı giderler ödeninceye kadar zilyeti bulunduğu taşınmazlar üzerine hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.09.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 27.529,57 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı; davanın zamanaşımı yönünden reddini, toplam 3618 dekarlık arazinin ... Meslek Yüksekokuluna tarımsal araştırma ve uygulama sahası olarak kullanılmak üzere 1994 yılında tahsis edildiğini, rüzgar erozyon bölgesi olan saha üzerine rüzgar önleyici yüzlerce iğde, badem, çalı vb.ağaç dikildiğini, arazide sulama kuyusu bulunduğunu, öncesinde Valilik tarafından yapılmış birkaç basit ev bulunduğunu, davacının 1998 tarihinde hizmet alımı statüsünde geçici mevsimlik işçi olarak ... Tarımsal Mekanizasyon ve Uygulama Merkezinde işe başladığını, evinin uzak olması nedeniyle Valilik tarafından yapılan evlerden yararlandığını, 2006 yılında davacının iş akdi sona ermesine rağmen taşınmazı boşaltmadığını, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/32 değişik iş dosyası ile tespit yaptırıldığını, davacının kullandığı alana göre 2012 yılına ait kira bedelinin 16.304,50 TL olarak tespit edildiğini, arazide kuyu açılması, arazinin ekim yapılacak hale getirilmesi, dikilen ağaçlar ve ekim faaliyetleri gibi işlerin davacının tasarrufu olmayıp araştırma uygulama çalışmalarının yürütülebilmesi için geçici mevsimlik işçiler aracılığı ile Üniversiteleri tarafından gerçekleştirildiğini, 2011'de ... Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulduğunu ve ... Mevkiinin kullanımının bu merkeze bırakıldığını, bunun üzerine davacı ile birlikte taşınmazı kira dışı kullanan şahıslara tahliye hususunun bildirildiğini, işgalin sonlanmadığını, Kaymakamlığa müracaatları üzerine işgalin sonlandığını belirtmek suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davacının davaya konu taşınmaz üzerine 4 adet baraka yaptığı ve kuyu açtırdığı, bu yapılar ile kuyunun sondaj değerinin 27.529,57 TL olarak hesaplandığı, davacının dava konusu taşınmaz için yaptığı zorunlu ve yararlı giderlerin davalı idareden talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 05/09/2013 tarihinden itibaren, 17.529,57 TL'nin ise ıslah tarihi olan 28/09/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Türk Medeni Kanunu'nun 722/1.maddesi gereğince; “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin ya da bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. 2.fıkra hükmüne göre; ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmaz üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. 3.fıkra hükmüne göre de; Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir."

Aynı Kanunun 723.maddesi gereğince ise; “Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hakim, malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine karar verebilir. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.

Bu bağlamda davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesinde, 14.02.1951 tarih ve 1949/17-1951/1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca davacının iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olayı irdelediğimizde; davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine diktiği ceviz ağaçları için iyiniyetli olmadığı, buna göre de sadece TMK'nın 723.maddesi gereğince asgari levazım bedelini davalıdan talep edebileceği açıktır.

Gerek öğreti ve gerekse uygulama ile asgari levazım değerinin, tüm malzemenin işçilik ve bakım giderleri gözetilmeksizin, piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım ve dikim yılı veya yıllarına göre yıpranma payı düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır.

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak, dava konusu ceviz ağaçları yönünden asgari levazım bedeli konusunda uzman ve ehil bilirkişiden rapor alınıp, hesaplanacak bu bedele hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

3-) Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine inşa ettiği baraka ve kuyu yönünden iyiniyetli olmadığı, bu barakalar ve kuyu yönünden sadece TMK'nın 723.maddesi gereğince asgari levazım bedelini davalıdan talep edebileceği açıktır.

Gerek öğreti ve gerekse uygulama ile asgari levazım değerinin yapı ve eklentilerinin yapımında kullanılan tüm malzemelerin işçilik ve yapımcı kârı gibi unsurlar gözetilmeksizin piyasadaki en düşük değerlerinden, yapım yılı veya yıllarına göre yıpranma düşüldükten sonra elde edilecek miktar şeklinde hesaplanacağı da benimsenmiş bulunmaktadır.

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurularak, dava konusu 4 baraka ve kuyu yönünden asgari levazım bedeli konusunda uzman ve ehil bilirkişiden rapor alınıp, hesaplanacak bu bedele hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına, üçüncü bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.