OKULLARDA SINIFLARA İZİNSİZ GİRİLMESİ İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞI SUÇUNU OLUŞTURUR

OKULLARDA SINIFLARA İZİNSİZ GİRİLMESİ İŞ YERİ DOKUNULMAZLIĞI SUÇUNU OLUŞTURUR

TC

YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

2015/1188 E.

2018/214 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi : ESKİŞEHİR 1. Çocuk

    Sanık ...'nin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan TCK'nun 116/2, 31/3, 62, 50/3 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 2.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Eskişehir 1. Çocuk Mahkemesince verilen 22.05.2013 gün ve 962-698 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.04.2015 gün ve 43119-27006 sayı ile;
    "Suça sürüklenen çocuğun, kardeşinin sınıfında başka bir öğrenci ile arasında geçen tartışma sonrasında öğretmenin kendisini dövdüğünü ve bu nedenle okuldan ayrılıp haber vermeye geldiğini söyleyen kardeşinin bu beyanı üzerine öğretmeniyle konuşmak amacıyla eğitim aldığı okula gidip sınıfa girdiği ve ders yapmakta olan mağdurla tartışıp tehdit ettiği okulun ve sınıfın öğrenci yakınları tarafından gidilmesi mutad yerlerden olması karşısında, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında hükümlülük kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına oyçokluğuyla karar verilmiş,
    Daire Üyesi N. Meran; "Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki ...’in görev yapmakta olduğu okula gidip, izin almadan sınıfa girerek ders yapmakta olduğu sırada tehdit etmesi nedeniyle, tehdit ve iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçlarına ilişkin TCK’nın 106/1 ve 116/2. maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
    TCK’nın 116. maddenin 1. fıkrasında, bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür.
    Maddenin 2. fıkrasında ise 'Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde… cezasına hükmolunur' hükmü düzenlenmiş, kişilerin iş yerlerine 'rızasına aykırı olarak girme veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmama' eylemlerinin, iş yerlerinde de bir dokunulmazlık sağlayacağı belirtilmiştir.
    İş yerinin kamuya ait veya özel kişiye ait olup olmadığına ilişkin bir ayrıma gidilmemiş, yalnızca 'açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri' kapsam içine alınmış, bir izin alınmak suretiyle girilebilen çalışma alanı ve iş yerlerinde 116. maddenin 1. fıkrasındaki suçun işlenmeye elverişli olduğu hükme bağlanmıştır.
    Maddenin 2. fıkrasında, birinci fıkrada öngörülen 'rıza dışında girme ya da rıza ile girdikten sonra rızaya aykırı olarak orada kalma ve çıkmama' eylemlerinin suç oluşturabilmesi için, bu fiillerin 'açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi' gerektiğinden söz edildiğine göre, girilip çıkılmayan ve rıza dışında kalınmaya devam edilen yerin 'açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olmaması' ya da söz konusu hukuka aykırı fiilin işlendiği yerde bulunulan zaman diliminde, orasının 'mutat olarak girilebilecek yer' özelliğinin bulunmaması gerekir.
    Bir okulun gündüz saatlerinde ve eğitime açık zaman diliminde mutat olarak girilmeye elverişli ve izinle girilmeyecek yerlerden olduğu, herkesin gidip orada iş ya da işlemini yaptırabileceği açık iken, geceleyin ya da kapalı bulunduğu veya eğitim yapılmakta olan zamanlarda, mutat olarak girilmeye elverişli olmadığı gibi, eğitim yapılan sınıf, toplantı yapılan öğretmenler odası vb. yerlerin, izin istemine gerek olmadan, herkesin her zaman istediği şekilde girebileceği yerlerden olduğundan da söz edilemez.
    Bir mahkeme salonu, duruşmanın açık yapıldığı zamanlarda mutat olarak girilmeye elverişli yerlerden ise de, hâkim ya da savcı odasının izinsiz, herkesin mutat olarak girip çıkabileceği yerlerden olduğundan söz edilemez. Yine Yargıtay müzakere salonları, duruşma salonu olarak kullanıldığı zamanlarda herkese açıklık ilkesi gereği izin alınmadan girilebilir yerlerden ise de, dosya görüşmesinin kanun gereği gizli olarak sürdürüldüğü zaman dilimlerinde herkesin izinsiz girip çıkabileceği alanlar olarak kabul edilemez. Nitekim madde gerekçesi, mutat olarak girilebilen iş yerlerine gündüz ya da çalışma saatlerinde girilmesinin, hak sahibinin örtülü rızası nedeniyle suç oluşturmayacağını, ancak halka açık olmayan, çalışma saatleri dışında girilmesinin iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturacağını vurgulamaktadır.
    Dolayısıyla iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçunun oluşabilmesi için,
    1- Suç yerinin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olmamasını,
    2- Mağdurun rıza dışı girilen yerde çalışma ve iş yapma yükümü ya da hakkının bulunmasını,
    3- İzinle girilmişse, rıza dışında ve kendisine çıkması söylendiği halde orada kalmayı ya da varsayılan rızasızlık olarak belirtebileceğimiz bir suç eyleminin kendisine karşı gerçekleştirilmesini,
    Gerektirmektedir.
    Açıkladığımız nedenlerle inceleme konusu dosyada suça sürüklenen çocuğun, müşteki öğretmen ...’in görev yapmakta olduğu okula gidip, ders yapmakta olduğu sırada ölümle tehdit etmesinin, herkesin mutat olarak izin almadan girmesine açık ve elverişli olan yerlerden olmayan, eğitim ve öğretim yapılmakta olan sınıfta gerçekleştiği ve iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunun unsurunun oluştuğu” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 05.06.2015 gün ve 237151 sayı ile;
    “...Sınıf öğretmeni olan şikâyetçi ...'in, Mareşal Fevzi Çakmak İlköğretim Okulunda sanık ...'nin kardeşi ... Çifci'nin sınıfında ders anlattığı sırada, derste bulunan öğrencilerden ... Çifci ve ...'ın birbirleriyle kavga etmeleri üzerine, şikâyetçinin kavgayı ayırmaya çalıştığı, ...'ı sıranın kenarına çektiği, ... Çifci'yi de kendi sırasına çekmeye çalıştığı sırada ... Çifci'nin şikâyetçinin ellerini ittirerek sınıfı terk ettiği ve şikâyetçinin sınıfta dersi devam ettirdiği bu esnada, suça sürüklenen çocuk ...'nin bağırarak sınıfa girdiği, şikâyetçiye hitaben, kardeşi ... Çifci'yi göstererek 'kim buna karıştı' dediği, suça sürüklenen çocuğun müştekiye 'deşerim seni, sen benim kim olduğumu bilmiyorsun' diyerek tehditte bulunduğu, müştekiye vurmak için elini kaldırdığı, ancak vurmadığı, müşteki öğretmenin ve sınıfta bulunan öğrencilerin korkudan bağırmaları üzerine müştekiye hitaben 'seni öldürürüm, deşerim' diyerek tehditlerine devam ettiği ve daha sonra da kardeşi ... Çifci ile birlikte okuldan gittikleri şeklinde gerçekleşen eylemde,
    Sanık ...'nin, şikâyetçinin sınıfta ders anlattığı sırada, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olmayan sınıfa girerek şikâyetçiye yönelik sarf ettiği sözleri sonrasında, şikâyetçi tarafından sınıftan çıkması istendiği hâlde suça sürüklenen çocuk ...'nın sınıftan çıkmayarak TCK'nun 116/2. maddesinde düzenlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu işlediği kabul edilmelidir.
    İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçuyla ilgili olarak da sanığın, kardeşinin sınıfında başka bir öğrenci ile arasında geçen tartışma sonrasında öğretmenin kendisini dövdüğünü ve bu nedenle okuldan ayrılıp haber vermeye geldiğini söyleyen kardeşinin beyanı üzerine öğretmeniyle konuşmak amacıyla eğitim aldığı okula giderek sınıfa girip ders yapmakta olan şikâyetçiyi tehdit ettiği, okulun ve sınıfın, öğrenci yakınları tarafından girilmesi mutad yerlerden olması karşısında, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun oluşmayacağı şeklindeki Yüksek 4. Ceza Dairesinin gerekçesinin hukuka aykırı nitelikte olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 12.11.2015 gün ve 16752-37734 sayı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    04.05.2012 tarihli tutanağa göre; kolluk görevlilerince okul timi olarak çalışma yürütüldüğü sırada Mareşal Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu müdürünün telefonla arayarak okulla ilgisi olmayan bir kişinin ders sırasında sınıfa girip öğretmene tehdit ve hakarette bulunduğunun bildirilmesi üzerine söz konusu okula gidilerek yapılan araştırmada, okuldaki öğretmenlerden şikâyetçi ...'in ders anlattığı sırada birbirlerine kâğıt atmaları nedeniyle tartışan ... ve ... ...adlı öğrencilerin kavga etmeye başladıkları, şikâyetçinin tarafları ayırmasından sonra boynundan yaralandığı belirtilen ... Çifci'nin okuldan ayrıldığı, öğretmeni ve sınıf arkadaşının kendisini dövdüğünü söylediği ağabeyi sanık ...'nin okula gelip güvenlik görevlisine müdür yardımcısı ile görüşeceğini söyleyerek içeri girdiği, ardından şikâyetçinin bulunduğu sınıfa giren sanığın şikâyetçiye el kaldırıp üzerine yürüdüğü ve "kardeşimi sahipsiz mi gördünüz, neden onun üzerine gidiyorsunuz, siz kim oluyorsunuz, sizin onu dövmeye yetkiniz var mı, sizi keserim" diye bağırdığı, bu hususların belirlenmesi üzerine şahsın yakalandığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Şikâyetçi ...; sosyal bilgiler öğretmeni olduğunu, olay günü saat 11.00 civarında sınıfta ders anlatırken sanığın kardeşi olan tanık ...’ün sınıfta başka öğrencilere kâğıt attığı öğrenciler tarafından kendisine söylenince tanık ...’ün yanına gittiğini ancak elinde kâğıt görmediğini, sonrasında ise tanık ... ile tanık Onur’un kavga ettiklerini, kavgayı ayırdıktan sonra tanık ...’ün sınıfı terk ettiğini, 15-20 dakika geçince tanık ... ile birlikte ağabeyi olan sanık ...’nın sınıfa girdiğini, sanığın kardeşini göstererek “kim buna karıştı” dediğini, sanığa dışarı çıkmasını söylediğinde sanığın kendisine "deşerim seni, sen benim kim olduğunu bilmiyorsun", diyerek üzerine yürüdüğünü ve elini kaldırıp vurmaya çalıştığını, korkup bağırınca sanığın yeniden "seni öldürürüm, deşerim" diyerek tehdit ettiğini, sınıftaki öğrencilerden başka bir öğretmen çağırmalarını istediğini ve çağrılan öğretmeni gelmeden sanık ve kardeşinin sınıftan kaçıp gittiklerini,
    Tanık ...; derste sınıf arkadaşı tanık Onur’un kendisine kâğıt attığını, uyarmasına rağmen atmaya devam ettiğini, ancak öğretmeni olan şikâyetçi Şengül’ün yaramazlık yapanın kendisi olduğunu düşünerek kendisine bağırdığını, tanık Onur ile şakalaşarak birbirlerini ittirmeleri üzerine şikâyetçinin kendilerini ayırdığını, olayı tanık Onur’un başlattığını şikâyetçiye söylediğinde şikâyetçinin “Onur böyle bir şey yapmaz” dediğini, bunun üzerine çantasını alıp sınıftan ayrıldığını ve olayı ağabeyi olan sanığa anlattığını, sanığın aslında okul müdürü ile konuşmak amacıyla kendisiyle birlikte okula gittiğini, ancak sinirlenip sınıfa girerek şikâyetçiye “kardeşime sen mi vurdun” diye sorunca şikâyetçinin “çık dışarı” dediğini,
    Tanık ...; sınıfta ders dinlerken arkadaşlarının sınıfın ön tarafına kâğıt atıldığını şikâyetçiye söylemeleri üzerine yanına gelen şikâyetçinin kağıt atıp atmadığını sorduğunu, kendisinin “hayır” dediğini, tanık ...'ün “kağıt attı” demesi üzerine adı geçen ile kavga ettiklerini ve şikâyetçinin kavgayı ayırdığını, tanık ...’ün sınıftan çıkıp yaklaşık yirmi dakika sonra sanıkla birlikte geri geldiğini, öğrencilerinden durumu başka bir öğretmene haber vermelerini isteyen şikâyetçinin okul müdürünün odasına gittiğini,
    Tanıklar ... ve ...; derste tanıklar ... ile ...’un birbirlerine kâğıt attıklarını, şikâyetçinin uyarısına rağmen itiştiklerini, şikâyetçinin olayı ayırmak istediği sırada, tanık ...’ün “çek ellerini üzerimden” diyerek sınıftan ayrıldığını, kısa bir süre sonra sanık ile tanık ...’ün sınıfın kapısını hızlı bir şekilde açıp içeri girdiklerini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ...; kardeşi ...’ün, öğretmeni tarafından dövüldüğünü kendisine söylemesi üzerine konuyla ilgili konuşmak için okula gittiğini, şikâyetçinin derste olduğunu öğrenince sınıfa girdiğini ve şikâyetçinin kendisine “çık dışarı” diyerek bağırması üzerine "sana bir kere vururum bir de yer vurur" dediğini savunmuştur.
    Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için, iş yeri kavramı ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu üzerinde durulması gerekmektedir.
    Türk Ceza Kanununun "Konut dokunulmazlığının ihlali" başlıklı 116. maddesinin birinci fıkrası; "Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır", ikinci fıkrası ise; "Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir.
    Maddenin iş yeri dokunulmazlığının ihlâlini düzenleyen ikinci fıkrasının gerekçesinde; "Birinci fıkrada tanımlanan fiillerin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yeri ve eklentileri hakkında işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu fıkranın uygulanmasında, birinci fıkrada sözkonusu olan koşullar aranacaktır. Niteliği itibarıyla açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi alışılmış, mutat olan yerler dışında kalan yerlere rıza olmaksızın girilmesi bu suçu oluşturacaktır. Avukatlık bürosu ve özel muayenehane bu gibi izinle girilmesi gereken yerlere örnek olarak gösterilebilir. Keza herkesin herhangi bir koşulu yerine getirmeksizin girebileceği yerlere, söz gelimi süpermarketlere, dükkânlara, mağazalara, halka açık olmadıkları zamanlarda, mesela mesai saatleri dışında rıza hilafına girilmesi halinde de bu suç oluşacaktır. Zira hak sahipleri bu gibi yerlere isteyenin girmesi hususunda daha başlangıçta rızalarını örtülü olarak açıklamış sayılırlar" biçimindeki açıklamalara yer verilmiştir.
    İş yeri, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde; "Bir görevin yapıldığı yer, işçinin iş sözleşmesine göre çalıştığı yer" olarak tanımlanmış, öğretide de; "esas olarak belirli bir zaman dilimi içinde ya da sürekli, sınai, sanatsal, bilimsel ve benzeri amaçlara hizmet eden, sabit ya da sabit olmayan kapalı işletme veya satış yerleri" şeklinde açıklanmıştır. (Serap Keskin Kiziroğlu, Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu, Birinci Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2010, s. 68)
    Kural olarak iş yerleri; sahibi ya da çalışanlarının iznine ihtiyaç duyulmaksızın, zımni bir rızanın varlığı kabul edilerek herkesin girebileceği ve sunulan hizmeti alabileceği, lokanta, dükkân, mağaza, manav, kasap, alışveriş merkezi, tiyatro, kahvehane, hastane, banka şubesi, sinema, okul gibi yerlerdir. Belirtilen yerlere halka açık bulundukları sırada veya mesai saatleri içinde girilmesi suç teşkil etmeyecektir. Ancak girildikten sonra iş yeri sahibi ya da çalışanların çıkılması konusundaki uyarılarına rağmen içeride kalınmaya devam edilmesi veya kapandıkları ya da çalışmaya ara verdikleri saatte, örneğin; öğle saatlerinde veya açılmadan önce girilmesi durumunda, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu oluşacaktır.
    Açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olmayan şirket binası, doktor muayenehanesi, avukatlık bürosu, iş yerlerinin üretim yapılan atölyesi veya lokantaların mutfak kısmına girilmesi konusunda kural olarak iş yeri sahibinin rızasının bulunmadığı varsayılır. Bu nedenle açık bir rıza bulunmadan söz konusu yerlere girilmesi, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunu oluşturabilecektir.
    Belli bir görevin ifa edilmesi nedeniyle, uyuşmazlığa konu ilköğretim okulu binası veya benzeri resmi kurum binaları da TCK'nun 116/2. maddesi kapsamında iş yeri olarak kabul edilmelidir.
    Bir okulun eğitime açık olduğu zaman diliminde açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerlerden olduğunda ve herkesin gidip orada iş ya da işlemini yaptırabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak, geceleyin veya kapalı bulunduğu ya da eğitim yapıldığı zamanlarda, mutat olarak girilmeye elverişli olmadığı gibi, eğitimin yapılmakta olduğu sanıfın da özellikle de eğitimi engelleyecek şekilde, herkesin izne gerek olmadan girebilecekleri yerlerden olmadığı kabul edilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Olay tarihinde sınıfta ders yapıldığı sırada, tanık ...’ün, sınıf arkadaşı olan tanık ... ile arasındaki kavgayı ayıran şikâyetçiyi kendisini dövdüğünden bahisle suçlayarak olayı ağabeyi olan sanığa anlattığı, yaklaşık yirmi dakika sonra tanık ... ile birlikte sınıfa giren sanığın, şikâyetçiye kardeşini göstererek “kim buna karıştı” dediği, şikâyetçinin sınıftan çıkmasını istemesine rağmen sanığın sınıftan çıkmadığı ve şikâyetçiyi tehdit ettiği, şikâyetçinin öğrencilerine durumu başka bir öğretmene haber vermelerini söylemesi üzerine sanığın tanık ... ile birlikte sınıftan kaçarak ayrıldığı olayda; okul binasının eğitime açık olduğu sırada zımni bir rızanın varlığı kabul edilerek herkesin girebileceği yerlerden olmasına karşın eğitim ve öğretimin yapıldığı sınıfın öğrenciler, öğretmenler ve ilgililer haricindeki kişilerce açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalması, sınıfa izinsiz giren sanığın şikâyetçinin sınıftan çıkması konusundaki uyarısına rağmen çıkmayıp şikâyetçiyi tehdit etmesi, şikâyetçinin sınıftaki öğrencilerden durumu başka bir öğretmene haber vermelerini istemesi üzerine sınıftan ayrılması karşısında, atılı iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Bu nedenle, Özel Dairenin, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki bozma kararı isabetsizdir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu üyesi; "itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle,
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.04.2015 gün ve 43119-27006 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2018 tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.