SATIŞ İŞLEMİNDEN VAZGEÇEN ALICI KARARLAŞTIRILAN TELLALİYE ÜCRETİNİ ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜDÜR

SATIŞ İŞLEMİNDEN VAZGEÇEN ALICI KARARLAŞTIRILAN TELLALİYE ÜCRETİNİ ÖDEMEKLE YÜKÜMLÜDÜR

T.C.

Yargıtay

13. Hukuk Dairesi         

2019/4446 E. 

2020/1056 K.

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın asıl dava yönünden kabulüne, karşı dava yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı/karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    KARAR
    Davacı, emlak komisyoncusu olarak faaliyet gösterdiğini, dava konusu bağımsız bölümün alımı satımı hususunda emlak komisyoncusu olarak aracılık hizmetinde bulunduğunu, davalı alıcıya taşınmazı gezdirdiğini, alıcı …’ın taşınmaz bedelini ödemek için … Halkbankası Şubesine konut kredisi almak için müracaat ettiğini, konut kredisinin alıcı … adına çıktığını, daha sonra alıcının taşınmazı hiçbir gerekçe göstermeden almaktan vazgeçtiğini, sözleşmeye göre vazgeçen veya satışa engel çıkartan tarafın hem kendi ödeyeceği, hem de diğer tarafın ödeyeceği komisyon ücretinin tamamını emlak komisyoncusuna ödemeyi kabul ve taahhüt ettikleri şartının düzenlendiğini, emlak komisyon ücretinin ödenmediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, … 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1095 E sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazda bulunduğunu, davalının itirazı üzerine davalı hakkındaki icra takibinin durduğunu, davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının … 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1095 E sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra takibinin devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı, asıl davada davanın reddini dilemiştir. Karşı dava açarak, sözleşme imzalanırken verdiğini iddia ettiği 1.400,00 TL kapora bedelinin iadesini davacıdan talep ve dava etmiştir. Karşı davada davacı karşı davalı davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, asıl davada davanın kabulüne, karşı davada davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    Karşı dava yönünden;
    1-Davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilen miktar, karar tarihi itibariyle 3.200,00 TL’yi geçmediğinden HUMK.nun 5219 sayılı Yasa ile değiştirilen 427.maddesinin 2.fıkrası gereğince davalı-karşı davacı vekilinin temyiz hakkı bulunmamaktadır. O nedenle, miktar itibariyle kesin olarak verilen karara ilişkin davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
    Asıl dava Yönünden;
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-Her ne kadar mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu’nun 520. maddesine uygun olarak yazılı şekilde yapılmış olan 23.02.2015 tarihli komisyon akdi gereğince, davalı tarafından taşınmazın satış bedelinin %3’ü oranında tellallık ücretinin ödenmesinin taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Davalının satış işleminden vazgeçerek öngörülen %6 oranındaki ücretin %3’ü kendi tarafından ödenmesi gereken tellallık ücreti olup, davalının alıcı sıfatıyla sözleşme gereğince üstlendiği ücreti ödemekle yükümlü olduğunda duraksama olmamalıdır. Bunun dışında satış bedelinin geri kalan %3’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğu kabul edilmelidir. Davalı tacir olmadığından, TBK’nın 182/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, davalının satıştan vazgeçmesi nedeniyle %6 oranında kararlaştırılan ücretin %3’ünün ödenmesinin yanında geri kalan %3’ü oranındaki cezai şarttan da TBK’nın 182/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gereken miktar belirlenip, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    SONUÇ: Karşı dava yönünden davalı-karşı davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, asıl dava yönünden birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.