'YASAK AŞK' İDİASI İLE SÖZLEŞMESİ FESHEDİLEN İNFAZ KORUMA MEMURU İLE İLGİLİ SÜRPRİZ KARAR!

'YASAK AŞK' İDİASI İLE SÖZLEŞMESİ FESHEDİLEN İNFAZ KORUMA MEMURU İLE İLGİLİ SÜRPRİZ KARAR!

T.C.
D A N I Ş T A Y
12. DAİRE
2020/4926 E.
2021/2059 K.

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda sözleşmeli infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer verilen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği ve bu fiil karşılığında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiğinden bahisle sözleşmeli olarak görev yapması nedeniyle 05/01/2018 tarihinde imzalanan 01/01/2018 - 31/12/2018 tarihleri arasında geçerli hizmet sözleşmesinin 05/10/2018 tarihi itibarıyla feshine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Anadolu Adalet Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali ve işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; dosyadaki mevcut bilgi, belge ve soruşturma kapsamında alınan ifadelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, aynı Kurumda birlikte görev yaptığı A.S. ile arasında duygusal bir ilişki olduğu, kaldı ki Polis Memuru S.A'nın kasten öldürülmesi olayıyla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan … sayılı soruşturma dosyası kapsamında A.S. ve davacının alınan ifadelerinde, aralarındaki ilişkiyi ikrar ettikleri, … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda görevli bazı personel tarafından da, A.S. ve davacı arasındaki ilişkinin varlığının beyan edildiği, öte yandan, alınan ifadeler kapsamında, davacının, A.S. olan diyaloğunu kesmesi hususunda sözlü olarak uyarıldığı halde ilişkisini devam ettirdiği dikkate alındığında, bu durumun özel hayat sınırlarını aşarak aleniyet kazandığı, netice itibariyle yaşanan olaylar silsilesi kapsamında bir polis memurun öldüğü ve bir astsubayın yaralandığının anlaşıldığı, bu veriler ışığında, davacının görev yaptığı Kurumun güven ve itibarının zedelendiği, davacı ve davalı idare arasında sağlıklı bir işleyişin sürdürülemeyeceği kanaatine varıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de yerinde görülmediği, gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında tesis edilen işlemin haksız ve hukuka aykırı olduğu, kendisinden savunma istenilmediği, takdir edilen disiplin cezası ile eylemi arasında adil denge bulunmadığı, özel hayatındaki fiil ve eylemlerden dolayı disiplin cezası ile cezalandırılamayacağı, suçsuzluk karinesinin ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda; davacının kınama cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş ise de, yapılan incelemede, davacının 657 sayılı Yasa'nın 125/E-(g) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasıyla cezalandırılması gerektiği; ancak, sözleşmeli personel olması nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemeyeceğinden sözleşmesinin feshedildiği, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :

Dava dosyasının incelenmesinden; … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda sözleşmeli infaz ve koruma memuru olarak görev yapan davacı hakkında, ''03.09.2018 günü, saat 07.35'te Çekmeköy İlçesi, Çamlık Mahallesi, … Sokakta vuku bulan olayda davacının eşi olan; İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü … Müdürlüğü'nde görevli Polis Memuru S.A'nın, … Cezaevi Jandarma Komutanlığında görevli Astsubay Kıdemli Üstçavuş A.S ile arasında meydana gelen çatışma sonucu öldüğü, davacının da olayda yaralandığı, davacının S.A. İle evli olmasına rağmen A.S ile arasında duygusal anlamda bir ilişki olduğu'' şeklindeki iddialar üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde hazırlanan … tarih ve … sayılı soruşturma raporunda, davacının ve Kurumda görevli personelin ifadelerine başvurulduğu, yapılan değerlendirme neticesinde davacının ''Hizmet dışında Devlet Memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak'' eylemini gerçekleştirdiği, anılan eylem nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 125/B-(d) maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması gerektiği hususunun teklif edildiği, disiplin cezası verilmek üzere dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı'nca, davacının eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesi kapsamında kaldığı, dolayısıyla Devlet memurluğundan çıkarılma cezası ile cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, ancak davacının sözleşmeli olarak görev yapması nedeniyle 05/01/2018 tarihinde imzalanan 01/01/2018-31/12/2018 tarihleri arasında geçerli Hizmet Sözleşmesinin 05/10/2018 tarihi itibariyle feshine karar verildiği, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesinde; "Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ... g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak," ... şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Anayasa’nın “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz" hükmüne yer verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde de;

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakların kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi; ancak, müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir" düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa Mahkemesi'nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/1614 başvuru numaralı kararında özetle;

"Özel hayat, geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup, bu koruma herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte, özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır.

Özel hayat, öncelikle bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır.

Bireyin mahremiyet hakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel yaşamın korunması hakkı bazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı, bireylerin mahremiyetlerinin kamusal alanda da bazı koşullar altında korunmasını mümkün kılmaktadır.

Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen özel hayatın gizliliği hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan hakka karşılık gelmektedir. Bireyin mahremiyet alanının ve bu alanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamında olduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması Anayasa Mahkemesi tarafından da, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir.

Zira, kişinin mahremiyet alanının gizliliği ve bu alana saygı gösterilmesi hakkı, bireyin kişisel güvenliği, varlığı ve kimliği için gerekli olan en temel haklardan biri olduğu'' yolunda değerlendirmelere yer verilmiştir.

Olayda, dosya içerisinde bulunan soruşturma raporu ve eki belgelerin birlikte incelenmesi neticesinde, davacıya isnat edilen soruşturma konusu fiillerden bir kişiyle sürekli arkadaşlık ve birliktelik şeklinde gerçekleştiği iddia edilen soruşturma konusu fiillerin, davacının mesleki faaliyeti ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşamı kapsamında kalan eylem ve davranışlar olduğu, öte yandan bir polis memurunun ölmesi ve bir astsubayın yaralanması olayında ise olayın iş ortamı ile ilgili olmadığı, işyeri dışında meydana geldiği, ayrıca eylemleri gerçekleştirenin davacı olmadığı, kaldı ki dosya kapsamından, davacının bu eylemin mağduru olduğu, eşi mütevaffa S.A tarafından kendisine bir kaç kez ateş edildiği anlaşıldığından söz konusu fiillerin disiplin suçu olarak değerlendirilerek dava konusu işlem ile cezalandırılmasının, Anayasa'nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca 'özel hayata saygı hakkının' ihlali sonucunu da doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen karardan hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmışır.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Kullanılmayan ….- TL yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,

4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 20/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.